Ekrem İmamoğlu

İBB kumpas davasında neler oldu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik "kumpas" iddiaları eşliğinde yürüyen geniş kapsamlı yargı süreci, 2025'te başlatılan operasyonlarla birlikte, yerel yönetim, yargı ve siyaset ilişkilerinin kesiştiği en tartışmalı dosyalardan biri haline geldi. 414 sanığın yargılandığı davada, savcılık yolsuzluk ve çıkar amaçlı suç örgütü şüphesiyle ağır suçlamalar yöneltirken; savunma cephesi, barolar ve insan hakları örgütleri dosyayı "siyasi nitelikli bir yargılama" olarak tanımlıyor.

Kronoloji

  • 19 Mart 2025 – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB’ye yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte çok sayıda üst düzey belediye yöneticisi ve bağlı şirket temsilcisi gözaltına alındı.
  • 23 Mart 2025 – Sulh ceza hâkimliği, savcılığın talebi üzerine Ekrem İmamoğlu hakkında tutuklama kararı verdi. Kararda, "yolsuzluk" ve "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme" suçlamaları esas alındı.
  • 23 Mart 2025 sonrası – İçişleri Bakanlığı, devam eden soruşturmayı gerekçe göstererek İmamoğlu’nu görevden uzaklaştırdı. Aynı süreçte, İBB bünyesi ve iştiraklerinde farklı birimlere dönük çok sayıda gözaltı ve arama yapıldı.
  • 2025–2026 – Yürütülen soruşturmalar birleşerek 414 sanığın yer aldığı ana dava dosyasında toplandı. Farklı tarihlerde dalga dalga operasyonlar düzenlendi; bazı şüpheliler tutuklandı, bazıları adli kontrolle serbest bırakıldı.
  • Şubat 2026 – Soruşturmanın "casusluk" başlığı altında yürüyen bölümü için hazırlanan iddianame ağır ceza mahkemesi tarafından kabul edildi. Böylece İBB soruşturması, casusluk iddiasını da içeren çok kollu bir davaya dönüştü.
  • Mart 2026 – 414 sanıklı ana dosyanın ilk duruşması yapıldı ve dava resmen başladı. Kamuoyunda "tarihi dava" olarak nitelenen yargılama, yoğun güvenlik önlemleri ve geniş katılımlı izleyici gruplarıyla takip edildi.
  • Mayıs 2026 – İBB iştiraklerinden "Ağaç ve Peyzaj A.Ş." üzerinden yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında 12 kişi tutuklandı. Aynı ay içinde, "çıkar amaçlı suç örgütü" başlıklı dosyada 11 kişi hakkında daha tutuklama kararı verildi ve tutuklu sayısı arttı.
  • Ağustos 2026 – Aylık tutukluluk incelemesi, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden gerçekleştirildi. Mahkeme, mevcut delil durumu ve kaçma şüphesini gerekçe göstererek tutukluluk halinin devamına hükmetti.
  • Duruşmaların ilerleyen günleri – Dava sürecinin 32. günü itibarıyla Ekrem İmamoğlu, mahkemede yaptığı beyanlarda, bir şirketin 2024 yılında Akit Gazetesi’ne 5 milyon 700 bin TL gönderdiğini ileri sürdü ve söz konusu para transferinin dosya kapsamındaki siyasi saik iddialarıyla bağlantılı olduğunu savundu.

İddiaların özeti: Savcılık ne diyor?

Savcılık makamı, İBB ve bağlı şirketlerinde 2019 sonrası dönemde gerçekleştirilen ihaleler, alım-satım süreçleri ve para transferleri üzerinden "örgütlü yolsuzluk mekanizması" kurulduğunu iddia ediyor. İddianamede, belediye kaynaklarının belli kişi ve şirketler lehine sistematik biçimde aktarıldığı, kamunun zarara uğratıldığı ve bu ilişkilerin hiyerarşik bir yapı içinde yürütüldüğü öne sürülüyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında, "çıkar amaçlı suç örgütü kurma, yönetme ve örgütün faaliyetleri çerçevesinde yolsuzluk talimatı verme" suçlamaları yöneltiliyor. Savcılık, belediyenin üst yönetiminde alınan kimi kararları, örgütsel talimat zincirinin parçaları olarak nitelendiriyor; İBB meclis kararları, yönetim kurulu kararları ve ihale komisyonu tutanaklarını delil dosyasına ekliyor.

Şubat 2026'da kabul edilen casusluk iddianamesiyle birlikte, bazı sanıklar bakımından yabancı kişilerle ve kuruluşlarla yapılan yazışmalar, veri paylaşımı ve gizli kalması gereken belediye dokümanlarına erişim iddiaları da dosyaya girdi. Savcılık bu bölümü, "devletin güvenliği ve iç-dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerin" usulsüz biçimde iletildiği iddiasıyla gerekçelendiriyor.

Savunma ve muhalefet cephesi: "Siyasi kumpas" iddiası

Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıklar, hakkındaki tüm suçlamaları reddediyor. Savunma dilekçelerinde, İBB’deki ihalelerin ve harcama süreçlerinin mevzuata uygun yürütüldüğü, denetim raporlarının içeriğinin bağlamından koparılarak suç deliliymiş gibi kullanıldığı belirtiliyor. Sanıklar, soruşturmanın zamanlaması ve kapsamını, yerel yönetim üzerinde siyasi baskı kurma girişimi olarak tanımlıyor.

CHP, dava sürecine ilişkin hazırladığı raporlarda, soruşturma aşamasında uzun gözaltı süreleri, tutuklamanın "otomatik tedbir" haline getirilmesi ve delillere erişimde savunma makamının kısıtlanmasını eleştiriyor. Parti yönetimi, dosyayı "İBB’yi seçimle elde edemeyenlerin yargı yoluyla devre dışı bırakma girişimi" olarak nitelendiriyor.

İstanbul Barosu'nun yayımladığı hak ihlali raporlarında, özellikle tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılması, delillerin gizliliği kararlarının kapsamı ve müdafilerin dosyaya erişimindeki kısıtlar öne çıkıyor. Baro, bir kısım sanık bakımından tutukluluğun "ölçülülük" ilkesini aştığı ve fiili bir cezaya dönüştüğü tespitini paylaşıyor.

Uluslararası insan hakları örgütleri de süreci yakından izliyor. Amnesty International, yayımladığı açıklamalarda, davada ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve yerel yönetim özerkliği açısından ortaya çıkabilecek risklere dikkat çekiyor ve yargılamanın uluslararası standartlara uygun yürütülmesi çağrısında bulunuyor.

Dava nerede? (Ağustos 2026 itibarıyla)

Ağustos 2026 itibarıyla, İBB davasında ana dosyanın esasa ilişkin tartışmalarına tam olarak geçilmiş değil. Mahkeme, öncelikle tutukluluk durumlarını, bilirkişi raporlarını, teknik takip kayıtlarını ve mali inceleme dosyalarını ele alıyor. Aylık tutukluluk incelemeleri dosya üzerinden yapılıyor; mahkeme heyeti mevcut tutuklama tedbirlerini sürdürme eğilimini koruyor.

414 sanıklı dosya, casusluk iddiaları ve "çıkar amaçlı suç örgütü" başlıklarıyla birlikte, siyasi ve hukuki tartışmaların odağında kalmaya devam ediyor. Duruşmaların ilerleyen aşamalarında, İBB yönetimindeki karar süreçlerinin, belediye meclisi ve kamu ihale mevzuatıyla ne ölçüde uyumlu olduğunun, teknik ve mali raporlar üzerinden ayrıntılı biçimde tartışılması bekleniyor.

Sonuç olarak, dava henüz hüküm aşamasından uzak; ancak soruşturma sürecinin başlangıcından bu yana geçen süre, kapsamlı tutuklama uygulamaları ve dosyaya ilişkin siyasi nitelendirmeler nedeniyle, İBB davası Türkiye’de yargı ve yerel yönetim ilişkilerinin geleceğini de etkileme potansiyeli taşıyan bir referans dosyası olarak kayda geçmiş durumda.

Yorum bırakın

İBB DAVASI

İmamoğlu ve İBB yöneticilerine yönelik yargı sürecinin belgesel kaydı. Dosyada; soruşturmalar, iddianameler, savunmalar, duruşma notları ve karar metinleri kronolojik olarak arşivlenir.

Tüm dava haberleri arşivini görüntüle

Creator Rising: A Playbook for a Meaningful Creative Life is your guide to building
not only income, but a creative life
worth living.

Inside you’ll find systems for sharing your work, habits that fuel inspiration, and ways to grow without losing
the spark that makes you create in the first place.