
Yeni nesil çetelerin en tehlikelerinden olan Daltonlar suç örgütünün uzun zamandır merkezi Berlin. Çok fazla silahlı saldırı haberiyle Alman kamuoyu meşgul. Bugünlerde Berlin’de bir başka dosya daha açıldı.
Silah, Kod ve Şiddetin Sıradanlaşması
Şoförlük yapan Murat G. ile berberlik iddiasındaki Mehmet K. (“Cudi”), “Daltonlar” adını kullanan ya da o isimle anılan bir yapı içinde Eurogida’ya saldırıyı planlıyor. Murat G., tetikçi Alican C.’ye (“Drej”) ruhsatsız 9 mm’lik silahı teslim ediyor, nasıl kullanılacağını anlatıyor, Google Maps’ten hedefi gösteriyor. Kapanışın hemen ardından iki şubenin camlarına dokuz el ateş ediliyor; hasar 6.700 avronun üzerinde. Murat G.’nin evinde yapılan aramada bulunanlar ise daha ürkütücü: 840 adet 9 mm mühimmat, erkek çoraplarının içine yüzer yüzer paketlenmiş, satışa hazır. Telefon konuşmalarında silahlar “oyuncak”, mühimmat ise Türkçedeki “leblebi”den bozma “kavrulmuş nohut” olarak kodlanıyor. Bu, şiddetin argoya, espriye, neredeyse günlük bir alışveriş diline bürünerek sıradanlaşmasının en çıplak haline dönüşmüş durumda.
Neukölln’den Ateş: Esnek Şiddet Ağları
Aynı senaryo Berlin-Neukölln’de bir restoranda tekrarlanıyor. 2004 Adana doğumlu Berkay K., 2001 Van doğumlu Mustafa A., 2001 Halfeti doğumlu Ahmet S. ve 1999 İstanbul doğumlu Doğu D. “destek” adı altında birkaç bin avro istiyor. Ödenmeyince Berkay K. müşterilerin önünde ateş açıyor; Doğu D. aileyi öldürmekle tehdit ediyor. Başka bir olayda Berkay K., Gesundbrunnen’de bir kafede iki metre mesafeden ateş ederek bir müşteriyi bacağından ağır yaralıyor. Kimliği belirlenemeyen bir ortak ise 50 bin avro talep edip “roketatarla vuracağını” söylüyor. Bu yapıların artık klasik, hiyerarşik bir mafya piramidi olmadığını, esnek, birbirine gevşek bağlarla tutunan şiddet ağları olduğunu görüyoruz.
Kökleri Türkiye’de: İkame Aile Arayışı
Bugün birlikte hareket eden fraksiyonlar yarın birbirinin peşine düşebiliyor. Bu tablonun kökleri Türkiye’de. Yoksulluk, gençlerin gelecek kuramaması, doğup büyüdükleri evlerde, mahallelerde, okullarda, işyerlerinde ve devlet eliyle şiddetin muhatabı olmaları… Aile ilişkilerinde ebeveynlik rolünün fiilen ortadan kalkması. Bu boşlukta gençler çetelerle yalnızca para ilişkisi kurmuyor; ikame aile refleksleri geliştiriyor. Aidiyet, koruma, statü, “biz” duygusu…
Avrupa’ya İtilen Şiddet
Türkiye’deki operasyonlar ise bu ağları dağıtmak yerine Avrupa’ya itiyor. Orada daha yaygın, daha görünür, daha cesur hale geliyorlar. Avrupalılar durumu henüz kavrayabilmiş değil. Açılan davalarda “Daltonlar” ismi öne çıkıyor. Ancak doğrudan böyle bir suç örgütünün var olup olmadığı bilinmiyor. Çünkü böylesi durumlarda grubun adı, artık onlardan olmayanlar tarafından da sıkça kullanılıyor. Alman savcı soruşturmalarına da bu belirsizlik yansıyor: İsim bir marka gibi dolaşıyor, ama arkasındaki yapı her seferinde yeniden şekilleniyor.
Nohut, Oyuncak ve Anlaşılmamış Bir Gerçeklik
Nohut ve oyuncak… Bu iki kelime, şiddetin nasıl bir dil oyununa dönüştüğünü, nasıl meşrulaştırıldığını ve nasıl sıradanlaştırıldığını özetliyor. Avrupa sokaklarında büyüyen bu boşluk, yalnızca güvenlik meselesi değil; kökleri Türkiye’deki sosyal çöküntüde yatan, ikame aidiyet arayışının ürünü. Ve henüz yeterince anlaşılmamış bir gerçeklik.

Yorum bırakın